Posted inSeyahat Yurtdışı

MODANIN BAŞKENTİ MİLANO

IMG_6161.JPG

İtalya’nın kuzeyinde yer alan Milano şehri için söylenecek çok söz var. Sanat tasarım,ticaret,moda,eğitim,turizm başkenti sayılan Milano , sokaklarında gezerken hem tarihi hem demodern Dünya’yı birarada soluyabileceğiniz bir yaşam tarzına sahip.Şehrin merkezinde Dünya’nın en büyük Gotik tarzdaki Katedraliolan Duoma di Milano Dünya’nın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuela II. ve Dünya’nın en büyük tiyatro binalarından La Scala yer alıyor.

Milano Lombardiya bölgesinde kurulmuş, İtalya’nın en zengin ve en gelişmiş 2 . büyük şehridir.Bu kadar zengin bir şehir olmasının sebebi ise Lombardiyalı bankerlerdir.Eski dönemlerde başlamış olan ekonomik faaliyetleri , günümüze kadar moda ,sanayi , endüstri ulaşım ve daha bir çok alanda şehri ülkenin lideri konumuna getirmiştir.Ekonomik faaliyetlerin yanında futbolda ön plana çıkmış ve Dünya çapında adını duyurmuştur.Ülkenin en büyük kulüpleri A.C Milan ve İnter Milan’a ev sahipliği yapmaktadır.

DUAMO KATEDRALİ:

IMG_6141.JPG

Milano’nun kalbinin attığı yer.Bir çok katedral gezme imkanım oldu.Duoma Katedrali beni benden aldı diyebilirim.Yaklaşık 12 bin metrekare alan üzerine inşa edilmiş katedralin inşaatının bitmesi ise 600 yılı bulmuş.1965’de tamamlanmış.Katedral çabuk bitsin diye o dönemin insanları çok fazla emek vermiş.Napolyon Bonapart katedral için hatırı sayılır paralar bağışlamış.Avrupa’nın en büyük 4. Katedraliolan Duoma Katedrali Gotik mimarinin en güzel örneklerini size sunacak.Restorasyon çalışmaları ise günümüzde halen devam etmektedir.Bu sebeple yapının üzerinde farklı dönemler ve farklı mimarların izleri görülebilmektedir.

40 bin kişilik kapasitesi , muazzam heykelleri , orjinal tabloları, mumyaları ve işlemeleriyle sadece dışarıdan bakıldığında değil , içeri girildiğinde de insanı büyülemektedir.Dış kısmında dikkat çeken heykel ise Madonnina adlı altın heykeldir.1762 yılında katedralin tepesine ,108 metre yüksekliğine yerleştirilmiştir.İtalya geleneklerine göre, Milano’daki hiçbir bina bu heykelin yüksekliğini geçecek şekilde inşa edilememektedir.

GALLERİA VİTTORİO EMANUELE  I I

IMG_6155.JPG

Modanın kalbi sayılan Milano’da Dünya’nın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele I I , Piazza del Duomo’da ihtişamlı Duomo Ketedrali’nin çok yakınındadır. Adını , İtalya Krallığı’nın ilk kralı Vittorio Emanuele ‘den almıştır.

Bu tarihi alışveriş merkezi çoğu zaman içerisindeki mağazalardan ziyade mimarisini ve ambiyansı ile turistlerin ilgisini çekmektedir.1861 yılında ünlü mimar Giuseppe Mengari tarafından tasarlanan bina , 1865_1877 yılları arasında yine Mengari tarafından inşa edildi.Hac şeklinde tasarlanmış olan Galleria Vittorio Emanuele I I ‘nın sekizgen şekilli merkezinde 4 kıta (Asya,Avrupa, Afrika, Amerika) ile tarım , bilim , sanat ve endüstriyi temsil eden mozaikler yer almaktadır.

Yine aynı bölümde zeminde yer alan mozaiklerde de özel bir arma dikkat çeker.İtalya kraliyeti’nin 3 başkenti ( Turin, Floransa, Roma) bu armayla ilgili bir de efsane vardır.İnanışa göre Turin’i temsil eden boğa’nın üzerinde tek ayak üzerinde 3 kez dönüldüğünde şans sizden yana olmaktadır.Ancak bu inanışla birlikte tüm ziyaretçiler bunu denediğinden mozaiğin üzerinde o bölümde bir çukur ve boşluk oluşmuştur.

Yapının tavanı da oldukça ilgi çekicidir.Camdan yapılmış tavan , o dönemde mimarı açıdan önemli bir yenilik olarak görülmüştür.Mimari özellikleri bir kenara bıraktığımızda , harika bir alışveriş ambiyansıda mevcuttur.İçerisinde onlarca, şık kafe ve lüks mağazalar yer almkatadır.

LA SCALA :

Teatro-Alla-Scala-127835.jpg

Dünya’da La Scala olarak anılan bu ihtişamlı opera evi , Milano’da Piazza Della Scala adlı meydanda yer alıyor.Tüm Dünya da opera dinlemeyen kişilerin bile adını duyduğu bu yapının geçmişi 1778 yılına dayanıyor.Bu tarihten günümüze kadar La Scala’da hem  İtalyan hem de yurtdışından sanatçıların  sahne aldığı  binlerce opera gösterisi ve konser düzenlendi.

2030 kişilik izleyici kapasitesine sahip bu ihtişamlı opera evi La Scala’nın kendine özgü prensipleri mevcuttur. Örneğin sezonun 7 Aralık Aziz Ambrose gününde açılması gelenek haline gelmiştir.Yapılacak gösteriler mutlaka gece yarısından önce bitecek şekilde ayarlanır.Uzun sürecek gösteriler için başlangıç saati erkene alınır.Eser sahnelenmeye başladıktan sonra gelen izleyiciler bilet almış olsalar bile içeri alınmazlar.La Scala sadece gösteri yapılan bir yer değildir.”Academia Teatro Alla Scala “adlı okulda sanatçılar da yetiştirilmektedir.Aynı zamanda La Scala korosu, La Scala Balesi, La Scala Orkestrası olmak üzere çalışmalar yer almaktadır.La Scala da sahnenin dışında Musco Scala adlı bir de müze bulunmaktadır.Müzede operanın tarihine ait izler taşıyan heykeller, resimler, kostümler ve belgeler sergilenmektedir.

SANTA MARİA DELLE GRAZİE KİLİSESİ :

Santa-Maria-delle-Grazie.jpg

Santa Maria Bazilikası tarihi dokusu ve mimarisinden ziyade içerisindeki eserler ile insanların ilgisini çeken yerelrin başında gelir.Bazilikayı bu kadar önemli kılan şüphesiz Rönesans ‘ın en önemli isimlerinden Floransalı Leonardo Da Vinci’dir. Bilim , geometri, heykel, resim ve daha birçok alanda bir dahi olan Da Vinci en önemli eseri olan “Son Akşam Yemeği ” isimli eserini bazilikanın duvarına yapmıştır.Eser 1498 yılında tamamlanmıştır.Da Vinci eseri karşısında uzun  saatler harcamış ve hatta uzun süre eserine fırça darbesi bile vurmadan baktığı için oldukça tepki çekmiş, eleştiri almıştır.Yaklaşık 4 yılın ardından tasviri bitiren Da Vinci , çalışması ile görenleri derinden etkilemeyi , eserine bakanları başka bir tarihe sürüklemeyi başarmıştır.Yılların getirdiği etkiyle zarar görmüş,hatta silinme aşamasına bile gelmiş.Ancak çok titiz bir restorasyon çalışması ile eski haline kavuşmuştur.

SFORZESCO ŞATOSU :

Orjinal ismi Castello Sforzesco olan bu ihtişamlı yapı , Via Dante Bulvarı’nın sonunda yer almaktadır.Milan Dükü Francesco Sforza tarafından 15.yy da inşa edilmiştir. 16 ve 17 .  yüzyıllarda yapılan genilletme çalışmalarının ardından Avrupa’nın en büyük kalelerinden biri haline gelmiştir.1891 -1905 yılları arasında Luca Beltrami tarafından kapsamlı olarak yeniden inşa edilen kale günümüzde 10’a yakın müzeye ve önemli sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapmaktadır.Tarih boyunca pek çok savaşa tanıklık etmiş olan buram buram tarih kokan etkileyici kaleyi keyifle gezebilirsiniz. Kaleye giriş ücretsiz, fakat kale içerisinde pek çok müze var müzelerin girişi ücretli.

Sforzesco Kalesi tarihi , Rönesans dönemine kadar uzanıyor.Galcazzo Visconti II tarafından 14. Yy da savunma amaçlı inşa edilmiş günümüzde ise 10’a yakın müzeye ve önemli sanat galerilerine ev sahipliği yapmaktadır.Bazı kaynaklarda , kaleyi inşa eden Francesco Sforza olarak biliniyor.Ancak bu kişi kaleyi inşa eden değil , kaleyi yeniden inşa ettiren şahıstır.Kale yapımına 1358 yılında , Milano’nun ilk dükü olan Galezzo Visconti ‘nin emriyle başlanmış.1368’de kalenin inşaatı tamamlanmış.O yıllarda kalenin bugün ki ihtişamı yokmuş,ta ki Francesco Sforza tarafından kale yeniden yapılana kadar.Kalenin Sforza olarak bilinmesinin bir diğer nedeni de Sforza Galeazzo ‘nun Visconti’nin damadı olması da olabilir.

Aslında hikaye Visconti’nin damadı Sforza’yı Venedik ordusuna karşı yardıma çağırmasıyla başlıyor.Sforza kayın babasına yardıma gidip ,Venedik ordusuyla çarpışıyor.Ancak damadın bu iyiliğine rağmen Visconti, Sforza yerine Napoli Kralı Aragonlu Alfanso’yu varis seçiyor.Visconti öldükten sonra damadı Sforza bunu öğreniyor.Bu duruma en az Sforza kadar Milanolular da bozuk atıyor.Daha sonra Sforza Milanolular ile birlikte isyan başlatıyor.En sonunda da kendisini dük ilan edip birçok başarılı antlaşmalara imza atıyor.Bu durum Sforza’nın iktidarını pekiştiriyor.

Sonradan Milano’ya hükmeden Sforza,Visconti’nin yaptırdığı kaleye ve Milano’da bulunan birçok yapıya kafayı takıyor.Hemen hemen şehrin her yerinde restorasyon çalışmaları yapıyor.Sforzesco Kaleesi de Sforza’nın yeniden yaptırdığı en güzel ve en önemli eserlerden oluyor.Peki neden kendi ismini vermiş sorusuna cevap vermek için yeterli bilgi bulunmuyor. Ancak kayınpederi Visconti ‘nin namını unutturmak adına yapılmış bir hamle diye düşünüyorum 🙂

Kale yeniden yapıldıktan bir süre sonra kaleyi dekore etme işi başlıyor.Bu yüce görevi de Leonardo Da Vinci üstleniyor.Bu sayede kale bir sanat eserine dönüşüyor.Yıllar geçtikçe kalenin önemi azalıyor.Gerek yapılan saldırılar,gerekse ihmalkarsızlık sonucunda kale tahrip ediliyor.1893 yılında Beltrami , kaleyi yenilemeye başlıyor.Hasar gören kuleleri yeniden inşa etmiş,yeni yapılar ekleyip ,eskileri kaldırmış.Galatasaray’ın kurulduğu 1905 tarihinde tüm çalışmalar bitmiş ve kale bugün ki görkemli haline kavuşur.


Bir cevap yazın