Posted inSeyahat

III. Viyana Kuşatması :)

 *II kere kuşatılan Viyana’yı yeniden kuşattık:)

*Viyana’da yoğun geçen ilk günümüzden sonra akşam otele kendimizi attık.ilk günün mutluluğuyla yorgunluğumuzu unutup yeni gelen günün planlarını yaptık.Nereleri gezecektik kısaca özetledik.Otelden aldığımız haritayla güzergahlarımızı belirledik.Sabah kahvaltıdan sonra yollara düştük. Öyle Türkiye’deki gibi kahvaltılar beklemeyin,bunları dert etmeyen insanlar olduğumuz için bizim için bir kahve bir kruvasan bile yeterli 🙂

*2.gün rehberle gezmektense kendimizi Viyana sokaklarında bohemya hayatına bırakmayı tercih ettik 🙂 Rehbere extra ücret vermek yerine  Viyana’yı kendimiz gönlümüzce gezdik.Kaybolurum gibi bir düşünceniz olmasın, metro ağı çok geniş , her yer birbirine bağlı elinizde haritanız birazcık da İngilizceniz varsa sıkıntı yok 🙂 hele de yanınızda iki tane ingilizce öğretmeni arkadaşınız varsa hayat size güzel 🙂

IMAG0639.jpg

* ilk durağımız Viyana’nın her yerinde bolca resmini gördüğümüz Kraliçe SİSİ’ nin sarayı.Sisi 15 yaşında devletlerin barışı için , istemediği kuzeni ile evlendirilen bir kız . Onca gösterişin,sarayların içinde sadelikten yana olan Sisi. Altın işlemeli odalar ,çatallar, kaşıklar, mücevherler mutluluğun bunlarda olmadığını anlayan Sisi ve en sonunda saraya karşı dik duruşları, özgürlükçü düşünceleri yüzünden bir gezi sırasında 61 yaşında öldürülen SİSİ 🙁 Güzelliği ,mutsuzluğu ,soyluluğu,halkla iç içe oluşu ,asi ve kararlı oluşu ve suikasta kurban gitmesi onu halk nezdinde kahraman yapmıştır. Sarayın bahçelerinde gezerken Sisi’yi düşünüp durdum, ne kadar fedekar bir  kadın, ülkesi için herşeyi yapan SİSİ…

kaiserinelisabeth102_v-ARDFotogalerie

*Mutsuz Kraliçenin sarayı Schörnbrun Sarayı; Saraya gelebilmek için U4 metro hattını kullanmanız gerekiyor,saray ile aynı isimli durakta inince hemen karşınıza ihtişamıyla Schörnburn sarayı çıkıyor.Bu saray Habsburg hanedanlığının yazlık sarayı olarak kullanılmış.Mevsim kış aylardan Şubat olunca haliyle sarayın muhteşem bahçelerinin yeşil ve çiçekli hallerini göremiyoruz.Muntazam biçimde kesilen ağaçlar,labirent şeklinde yapılan bahçeler,havuzlar yaz mevsiminde kim bilir nasıl güzeldir 🙂 Bahçelerin ötesinde saray ile karşı karşıya olan tepe üzerine kurulmuş Gloriette tepesi görülmeye değer , tabi biz tepeye çıkmayı göze alamadık 🙂 malum hava çok soğuktu , yerler buzluydu.30 Temmuz 2016 da nasipse Viyana’da olacağım yaz mevsiminde Gloriette tepesinden Schörnbrun Sarayı manzarasına bakıp kahve içmek gibi hayalim var 🙂

IMG_0259[1].JPG
Çıkmaya cesaret edemediğimiz Gloriette tepesi  🙂
IMG_0254[1].JPG
muntazam biçimde kesilmiş ağaçlar
IMG_0253[1].JPG
labirent şeklindeki bahçeler
IMG_0249[1].JPG
soğuktan üşüse de mutluluktan yüzleri gülen Hava Bahar ile Melek Nurcan 🙂
   PRATER

*Sisi’nin sarayından sonraki rotamız Viyana’nın Leopoldstadt bölgesinde bulunan PRATER geniş bir lunapark.Metrodan indikten sonra Viyana’nın simgesi olmuş olan dönme dolabı görünce doğru yere gelmiş olduğunuzu anlıyorsunuz. içeri girer girmez çalan müzikle Mozart’ın büyülü notalarında kendinizi kaybediyorsunuz.Bu lunapark da çocukluk anılarınıza yolculuğa çıkabilir, kimi zaman da hiç bir şey düşünmeden kendinizi çocuklar gibi hissedebilirsiniz. O kadar güzel bir lunapark ki kendimi Alice harikalar diyarında oradan oraya koşan zıplayan Alice gibi hissettim 🙂 içimdeki çocuk ruhu zor zapt ettim 🙂

IMG_0264[1].JPG

IMG_0277[1].JPG
Vagon biçiminde yapılan dönme dolap
   *Prater her ne kadar dönme dolabıyla ünlü olsa da lunaparkta başka eğlence araçları da olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Kışın ortasında bile insanlar gezmeye, çocuklarını eğlendirmeye gelmişler. Dönme dolap kış mevsimi olduğundan çalışmıyordu,oysa ki binmeyi çok istiyordum 🙁 Bu meşhur dönme dolap 1896 yılında İmparator 1. Franz Joseph’in tahta çıkışının 50. yılı anısına yapılmış. 2. Dünya Savaşı’nda hemen hemen tamamı yok olan bu meşhur simge 1947’de tekrar hizmete açılmış.Yakından görüntüsü o kadar muhteşem ki izlemesi bile çok keyifli 🙂

* Lunaparka girince hemen sağda Madame Tussauds yer alıyordu. Bal mumu heykellerin bulunduğu müze.Burada da biraz vakit geçirdikten  sonra şehir merkezine doğru yola çıktık. Yazımda belirttiğim gibi metro ağı çok geniş istediğiniz noktaya çok rahat gidebiliyorsunuz.Bir yerden bir yere gitmek o kadar kolay ki dönüş için hiç kaygılanmıyorsunuz. Ulaşım da 72 saat geçerli biletler kullanılıyor ama ne kontrol eden var ne bilet alan var bir kaç kere aldık bilet , baktık kimse almıyor bizde almadık .Biletsiz yakalanırsanız cezası 100 euro onu da göze aldık ,macera dolu bohemya hayatına kapıldık.Metroda , tramvayda öyle rahatız ki sanki yıllardır Viyana da yaşıyor gibiyiz 🙂

*Viyana’yı araştırdığımda  kahve pasta ikilisi karşıma çıkmıştı.Viyana’da sokaklarda yürürken adım başı kafeye rastlıyorsunuz.Viyanalılar 17.yy’da Osmanlı kuşatması sırasında kahve ile tanışmış. Kuşatma bittikten sonra, Osmanlılardan geriye kalan çuvalların içinde daha önce hiç görmedikleri kahve  çekirdeklerini görünce ne olduğunu anlamamışlar; hatta “deve yemi” olduğunu düşündükleri için hiç ilgilenmemişler.

*Viyana’yı Türk kuşatmasından kurtardığı söylenen Polonya ordusunun komutanı Joseph Kolschitzky eskiden İstanbul’da yaşadığı için ‘deve yemleri’nin kahve olduğunu bilir. Ve kuşatma sonrası tonlarca kahve çekirdeğini alır, ve 1600’lerin sonlarına doğru Viyana’nın ilk lisanslı kahve mağazasını açar. Kolschitzky, İstanbul’dan iyi tanıdığı kahveyi sütle karıştırarak ilk sütlü kahveyi, yani bugün Melange olarak bilinen karışımı üretir.Viyana’lılar için kahve  alıştıkları bir tat olur ve kahvehaneler zamanla şehrin her yerini sarar . Ve kahve Viyana’ya ardından dünyaya yayılır.

*  Osmanlı ordusunun deve yemi sanılan savaş ganimetlerinden yarattıkları kahve dünyası ile Viyana’lıları alkışlamak lazım. Viyana’lılar kahveye öyle bir sahip çıkmış ve geliştirmiş ki bugün Viyana kahve kültürü UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilmiş durumda.

*Atalarım belki kuşatmalarla Viyana’yı alamadı ama buralara Türk kahvesini miras olarak bıraktı 🙂  II. Viyana Kuşatmasından sonra iki günlüğüne olsa da bu şehri karış karış fethettik 🙂 macera bir sonra ki postta devam edecek bir sonraki  rotamız : Prag

 

Bunları yapmadan Viyana’dan ayrılmayın  🙂 nacizane tavsiyelerim

  • Viyana’da mutlaka Şinitsel yiyin, hayatımda yediğim en güzel şinitseldi
  • Kahve , pasta ikilisini denemeden dönmeyin
  • Penny ve Aldi marketlerinden alışveriş yapabilirsiniz. Yanınızda alışveriş torbası bulundurun,marketlerde poşetler 1 euro 🙂
  • Stephansdom kilisesinin önündeki kafelerde oturup sınırsız wifi’nin keyfini çıkarın bizim mekanımız mc cafe 🙂
  • Sokaklarında kaybolun, bol bol yürüyün ,anın tadını çıkarın
  • Sacher torte tatlısını yemeyi unutmayın 🙂

 

 

 

 

 


no responses

Bir cevap yazın