Posted inSeyahat

Ciddiye almadan yaşayacaksın hayatı…

Ciddiye almadan yaşayacaksın hayatı.

Sevilmiyor musun mesela? Sevilmemeyi de kabul edeceksin. Nasıl sen bazılarını -artık- sevmiyorsun. Nasıl sen dün bırakamadıklarının bugün yokluklarıyla mutlusun… Nasıl hayatta bazı vazgeçişler, daha iyi başlangıçlara taşıyor seni… Onların da senden vazgeçişlerini öyle kabul edeceksin. Kabul ettikçe, sevilmemek bir yıkım değil, hoş karşılayabileceğin, arkasında güzellik barındıran bir elveda olacak.

Ciddiye almadan yaşayacaksın hayatı.

Böylece küsmeyeceksin hiçbir şeye. Onu zihninde kendi kendine anlamlandırdığını fark ettikçe, yavaş yavaş o anlamı ondan çektikçe, bir anlam bile ifade etmeyecek senin için. Ve artık onun bir anlam ifade etmemesi, onun zararını da unutturacak sana, yaşanmamış sayacak. Böylece başka biriyleyken, aynı şeyleri yaşamaktan korkmayacaksın. Ve yaşamayacaksın da. Yeni biri, yepyeni bir anlam getirecek sana.

Ciddiye almadan yaşayacaksın hayatı.

Acının bir kötülük olduğunu değil, bir hediye olduğunu bileceksin zamanla. O acı seni öyle değiştirip dönüştürecek ki, sonunda “iyi ki yaşatmış da..” diyerek başlayan cümleler kuracaksın sana “hediye” getiren insanlar için. Acının üzüntüsünü değil, faydasını görenlerden olacaksın.

Ciddiye almadan yaşayacaksın hayatı.

Çünkü o zaman acıyı hediye’ye, bitişi başlangıç’a, zararı fayda’ya dönüştürebilirsin.

“Arda EREL”


Bir cevap yazın